Anasayfa / Altuğ (Darj) / Çocukluğumuz Gibi

Çocukluğumuz Gibi

Çocukluk çağlarında özlemle bakılan gençlik. Delikanlılık dönemlerinde biran önce ulaşılmak istenen yetişkinlik. Yakışıklılık dönemlerinde ise nice karmaşık duygularla dönülüp bakılan geçmiş çocukluk, gençlik ve yetişkinlik yaşları. İnsanoğlu bebeklikten başlayarak tüm ara evreleri ve yaşlılığı yaşıyor. Bu fiziksel dönemler belki de çok doğal olarak duygusal, düşünsel ve akılsal özelliklerini belirgin şekilde etkiliyor. İnsanlar fiziksel yaşları ile paralel hisler ve düşünceler geliştiriyorlar. Bu ise onların yaşamlarının daha düzenli olabilmesini, çevrelerinde birlikte yaşadıkları kişiler gibi görünmelerini ve onlarla uyum içinde yaşayabilmelerini sağlıyor. Belki de toplum düzeni denilen kurallar zincirinin ilk halkalarından birisi de bu. Ancak bazen böyle bir vücuda rastlıyoruz ki, onun geçmişteki çocuksu düşüncelerimizi, ilginç düşüncelerimizi, ilginç meraklarımızı bugün yaşadığını, delikanlılık ateşimizi ve cesaretimizi taşıdığını, şaşkınlık ve beğeni ile görüyoruz. Kurallar zincirinin ilk halkası kopmaya başlasa da, çoğu kez sabır ve tutuculukla korumaya çalıştığımız düzen alt üst olmuyor. Aksine, bunu yakalayabilmiş, yüreğini, duygularını geleceğe de taşıyabilmiş vücutlar mutluluğu ve güzelliği yaşıyorlar. İnsanlar yaşamları boyunca yetenekleri, çalışmaları ve şansları ile pek çok değişik imkan ve değere sahip olabiliyorlar. İmkanlarının bir kısmı sonraki yıllara, sonraki on yıllara değişerek ya da değişmeden aktarabiliyor. Bazı değerlerde geçmişten, özellikle çocukluktan esintiler var ise, çok yaşlı yürekler dahi onları taşıyabiliyor. Yetişkin insanlara tek tek sorabilme imkanı olsaydı, onlara geçmişten bugüne değişmeden, bozulmadan bir tek şeyi taşıyabilme durumunda neyi isteyecekleri sorulsa idi, eminim ki, çok büyük bir çoğunlukla o  insanlar, yüreklerinde ve duygularında öncelikle çocuklarını bulundurabilme arzu ederlerdi.
Düşünebileceğimiz başka her şey onu etrafında, onun merak, dürüstlük ve gizemi ile güzelleşerek gelişirdi, harika bir dünya yaratılabilirdi. Temiz, berrak, dürüst, ilgili, meraklı, sevgi dolu ancak yine de daha fazla sevgiye hasret olan çocuktur. Bu dönemin öncesi farkında olmadan geçen, sonrası ise bu değerlerin birer birer yitirildiği, başkalaştığı zamanlardır. Geçmişten geleceğe götürebildiğimiz imkanlar ne denli çeşitli ve büyük olursa olsun, onların haz, sevgi, neşe ve mutluluğa dönüşebilmesini, insanın önce kendisi ile dost ve uyum içinde bulunabilmesini sağlayan geçmişten bugüne taşınabilen çocuk anılarıdır. Çocukları büyütürken onlara her şeyi vermeye çalışalım ancak karşılığında çocuklarını bedel olarak yüreklerinden almayalım. Bugün, belki de her birimizin özlemle aradığı, bir kısmımızın aykırı ve sıradışı olmayı göze alarak yerine koymaya çalıştığı çocuklarımız keşke geçmişte bizlerden alınmasaydı.
Ve yaşlı yürekler katı, yorgun duyguları değil, çocukluk mutluluğunu yaşayabilseydi.

Hakkında admin

Bu Yazıyı Gördünüz mü?

Yaşamın Olağanüstü Bütünlüğü ve Bir Dostluk Günü

Yaşamlarımızda bazen öyle anlar olur ki mutluluğumuzu, heyecanımızı ve duygularımızı diğer insanlara tam olarak açıklıyamayız. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir